Keza Hangi Dilde?
Bir gün ofisten çıkıp eve doğru yürürken, kafamda takılı bir soru vardı: “Keza hangi dilde?” Bu soru, bana çok yabancı bir şey gibi gelmedi aslında. Hatta zaman zaman kendi kendime bile sorarım: “Keza, bu kelime hangi dilin parçası?” Duyduğumda kafam karışır, ama bir o kadar da hoşuma gider. Çünkü dil, her gün yaşadığımız, duyduğumuz, ifade ettiğimiz bir şey. Dilin kökeni, kullanım şekli, bugünü ve geleceği… Bunlar gerçekten ilginç meseleler. İşte bu yüzden ‘Keza hangi dilde?’ sorusu, aslında bizlerin dil ve kültürle kurduğumuz ilişkiyi sorgulatan bir soru haline geliyor. Peki, ne demek bu ‘keza’? Hangi dillerin karışımında ortaya çıkmış bir sözcük? Ya da sadece biz Türklerin duyduğu, aslında başka bir dilde anlamı olmayan bir kelime mi?
Keza’nın Kökeni ve Geçmişi
Keza kelimesi, günümüzde halk arasında sıkça kullanılmasına rağmen, çoğu zaman anlamı pek sorgulanmaz. Hemen her Türkçe konuşan insanın dilinde dönerken, kelimenin tam olarak ne anlama geldiği veya hangi kökenden geldiği çokça düşünülmez. Ancak bu kelimenin geçmişi, aslında daha derinlere iner. Keza, Arapçadan Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Arapçadaki “keza” (كذلك) kelimesi, “aynı şekilde, aynı şekilde de” anlamlarına gelir. Türkçede ise daha çok “bunun gibi”, “aynı şekilde” gibi kullanımlarına rastlanır.
İstanbul’da, mesela, sokaklarda yürürken ya da arkadaşlarla sohbet ederken, ‘keza’ kelimesinin gündelik dilde ne kadar yaygın kullanıldığını fark ediyorum. Aslında bu kelime, çoğu zaman bir düşünceyi pekiştirme, açıklamayı destekleme işlevi görür. Herkesin dilinde “Bunu böyle yapabilirsin, keza şu şekilde de…” şeklinde bir kalıp halini almış durumda. Yani, bir anlamda ‘keza’, dilin gündelik ritmine, samimi bir tını katıyor. Ama biraz daha derine indiğimizde, kelimenin kökenini öğrendikçe, kültürel geçişler hakkında düşündüğümde, dilin evrimini ve bu kelimenin geçmişte nasıl kullanıldığını sorgulamak keyifli bir yolculuk haline geliyor.
Bugün, Keza Nasıl Kullanılıyor?
Günümüzde ‘keza’, Türkçe’nin popüler kelimelerinden biri olmaya devam ediyor. Herkesin sıkça kullandığı, aslında ne kadar anlamını sorgulamadan dilimize yerleşmiş bir kelime. İstanbul’daki trafiğin içinde, kafelerde, ofiste çalışırken, hatta evde ailemizle sohbet ederken bu kelimeyi duymak o kadar normal ki, bir anda çevremdeki herkesin dilinde olduğunu fark ediyorum. Herkes bir şekilde ‘keza’ derken, aslında bu kelime farklı sosyal gruplarda farklı anlamlar taşıyor gibi görünüyor.
Mesela, işyerinde, genellikle üst düzey yönetici pozisyonunda olan bir kişi ‘keza’ kelimesini kullanırken çok daha oturaklı ve ‘resmi’ bir biçimde kullanır. Öte yandan, arkadaşlar arasında bu kelime daha rahat, eğlenceli bir biçimde yer bulur. Yani, dilin hangi ortamda kullanıldığı, kelimenin tonunu ve anlamını belirleyebilir. Sosyal bağlam, dilin nasıl şekilleneceğini etkiler. Zaten bizler de dilin akışını, içinde bulunduğumuz çevreye göre şekillendiriyoruz. Kimisi ‘keza’yı bir düşünceyi pekiştiren bir araç olarak kullanırken, kimisi sadece samimi bir dil parçası olarak kullanıyor.
Keza’nın Geleceği: Dilin Evrimi
Gelecekte, ‘keza’ gibi kelimelerin durumu ne olur? Bu, aslında çok ilginç bir soru. Dilin evrimi, toplumsal değişimler, kültürel etkileşimler ve hatta teknoloji gibi faktörlerle şekillenir. Özellikle dijitalleşmenin arttığı günümüzde, dilin nasıl evrileceğini tahmin etmek bir hayli zor. ‘Keza’ gibi kelimeler, belki de sosyal medya ve dijital iletişimde daha fazla yer bulacak, ya da belki popülerliklerini kaybedip bir gün sadece eski yazılarda, kitaplarda ya da nostaljik sohbetlerde hatırlanacak.
Tabii ki, bu süreçte dilin evrimini gözlemlerken, ‘keza’ gibi kelimelerin yerini yeni kelimeler alabilir. Örneğin, bugün kullandığımız pek çok terim ve kelime, birkaç yıl önce kullanılmazken, teknoloji ve globalleşmenin etkisiyle dilimize girdi. Belki de ‘keza’, 20 yıl sonra tamamen farklı bir anlam kazanacak veya dilimizde çok daha yaygın hale gelecek. Bu da dilin yaşamaya, evrimleşmeye devam etmesinin ne kadar doğal bir süreci. Dil değişir, gelişir; bu, insanlığın gelişmesiyle paralel bir süreç.
Keza’dan Kendi Dili Yaratmak
Yani, kendi içinde bulunduğum çevrede ‘keza’ kelimesi çok güçlü bir anlam taşısa da, herkesin kelimelere yüklediği anlam farklı. Dil, sadece bir iletişim aracı değil; aynı zamanda kimlik, kültür, tarih ve duyguların bir yansıması. Bu yüzden, her kelimenin kişisel bir anlamı vardır. Belki de bu yüzden “Keza hangi dilde?” sorusu sadece bir dilbilimsel soru olmaktan çıkıyor ve bir toplumsal ve kültürel sorgulamaya dönüşüyor.
İstanbul’da yaşayan biri olarak, her gün karşılaştığım insanlarla kurduğum iletişimde, kelimelerin ne kadar büyük bir anlam taşıdığını ve bu anlamın zamanla nasıl değiştiğini gözlemlemek bana çok şey öğretmiş durumda. Belki de ‘keza’, bugün bizim kelimemizdir, yarın başkalarının. Dilin de, tıpkı insanlar gibi, evrimleşmeye, farklılaşmaya hakkı vardır. Bu, hepimizin içsel bir dil yaratma çabasıdır. Belki bir gün, dilin ne olacağına bizler karar vereceğiz.