Beyaz Pantolonun Üstüne Beyaz Tişört Giyilir Mi?
Beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giyilir mi? Bazen, soruların basit görünmesine aldanmamak lazım. Bu, sadece bir kıyafet kombininden çok daha fazlasıydı benim için. Bunu bir gün Kayseri’nin soğuk bir sabahında, kar yağarken düşündüm. Hem dışarıdaki hava hem de içimdeki buhranla çelişen bir soru haline geldi.
Bir Sabah, Bir Soruyla Uyanmak
Gözlerimi açtığımda saat sabahın altısıydı. Yeni bir güne başlamak zorundaydım, ama hiçbir şey yapmak istemiyordum. Yatak, bana kendimi bırakabileceğim bir sığınak gibiydi. Ne de olsa her şey orada daha basitti. Ama hayat, yastığımdan başımı kaldırıp dışarı çıkmamı istiyordu. O gün, bir alışkanlık gibi, her zamanki gibi önce bir kahve yaptım. Kahve, Kayseri’nin soğuk havasında içimi ısıtan tek şeydi.
Beyaz pantolonumu ve tişörtümü almak için dolabıma yöneldiğimde, içimde bir şeyler kabarmaya başladı. Bu giysi kombinasyonuyla ilgili hep kafamda bir soru vardı. “Beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giyilir mi?” diye sordum kendi kendime. Hani o sorular vardır ya, insanın içine düşer, ve düşüncelerinin en derin köşelerine sokar. Her ne kadar önemsiz gibi gözükse de, aslında kişinin ruh halini yansıtan bir sorudur o.
Beyaz, hep temizliği, saflığı, tazeliği simgeler. Ama bazen beyaz, insanın içinde karanlık da yaratabilir. Her şeyin çok parlak olması, gerçeklerden kaçmak gibi… İçimden geçen bu düşüncelerle tişörtü giydim, beyaz pantolonumu da aldım. Ama hâlâ bir eksiklik vardı. O kadar beyaz ki her şey… Beni boğuyor gibiydi.
Kayseri’nin Beyazı ve Benim Beyazım
Kayseri, her mevsim bembeyaz bir örtüyle kaplanır. Kışları kar, yazlarıysa buğday tarlalarının sarılığı, şehri sarar. Benim de çocukluğumun en parlak anları, o kış karlarının altında saklıydı. Ama işte, hayat büyüdükçe, her şeyin parlaklığına duyduğum hayranlık da solmuştu. Beyaz pantolon ve beyaz tişört, bana kendi içimdeki boşluğu hatırlatıyordu. Sanki dışarıdaki her şeyin parlaklığından kaçmak istiyordum ama buna cesaretim yoktu.
Beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giymek, sanki tam da içimde hissettiğim şey gibiydi. Her şeyin çok parlak olması, sanki üzerimden her şeyin kayıp gitmesini istiyormuşum gibi. Ama sonra düşündüm; bazen en parlak şeyler, en fazla ışığı da hapseder. Giydiğim kıyafetlerin de bir anlamı olmalıydı. Beyazın saf hali, bana sadece bir eksiklik hissi veriyordu. İçimde bir şeylerin eksik olduğunu fark ettiğimde, biraz bocaladım. Beyaz pantolon ve tişört, ikisi de birbirini tamamlamıyor gibiydi.
Bir An, Bir Karar
Biraz durakladım, başımı ellerimle tuttum. Bazen küçük bir kıyafet seçimi bile büyük bir değişimin ilk adımı olabiliyor. Beyaz pantolonumun üzerindeki beyaz tişört bana sormadan sorular soruyordu. “Gerçekten mutlu musun?” diye. Belki de hayatımda beyazın bu kadar fazla olmasından korkuyordum. Bir anda, çok farklı bir yerden hissettim: Beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giymek, içimdeki boşluğu kabullenmekti. Belki de bu yüzden soruyu soruyordum kendime. Beyaz, tıpkı bir aynaymış gibi, içimdeki yansımanın ne kadar parlak olduğunu görmemi sağlıyordu.
Bir an önce, o beyazlar arasında kaybolmak istedim. Üzerimdeki beyaz tişört ve pantolon, bana sadece bir şey söylüyordu: “İçindeki karanlıkla barışmalısın.” Beyaz, ne kadar saf olsa da, her şeyi görmeme neden oluyordu. Her şeyin ortasında durmak, bazen en zorlu şeydir. Ama işte, o an fark ettim ki bazen en sade seçimler, en çok duyguyu barındırıyormuş.
Çıkıp Bir Adım Atmak
Yavaşça sokağa adımımı attım. Kayseri’nin karla kaplanmış sokaklarında, ellerimde beyaz bir mont, başımda tüylü bir bere ve altında beyaz pantolonumla yürüdüm. Beyazın beni içine çekmesine izin verdim. O soğuk kış sabahında, her adımımda kar taneleri ayaklarımın altında eziliyordu. Bembeyaz, ne kadar saf olursa olsun, kar dağılmıyordu. Hâlâ düşüyordu.
Ve sonra, birden, bir umut doğdu. Beyazın karanlığı değil, içindeki yansımasıydı beni korkutan. Beyaz pantolonumun ve beyaz tişörtümün ikisi de bana başka bir şey hatırlatıyordu: “Hep daha fazla olmak zorunda değilsin.” Bazen basit bir kombin, hayatındaki karmaşayı simgeliyordur. Beyazın derinliğine girmeyi tercih ettim, çünkü o bana gerçeği gösterecekti.
Sonuçta, Giyilir Mi?
Sonunda beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giymek, içimdeki korkuyu ve kararsızlığı görebilmemi sağladı. Bunu kabul ettiğimde, kendimi özgür hissettim. Beyaz pantolon ve beyaz tişört, dışarıya her şeyin mükemmel görünmesini sağlamaz. Ama içimde bir şeyler değişmişti. Beyazı kabul ettim. Şimdi her şeyin her zaman berrak olması gerekmiyor. Giydiğim her parça bana farklı bir şey öğretiyor.
Sonuçta, evet, beyaz pantolonun üstüne beyaz tişört giyilir. Ama giyerken, sadece dışarıya değil, içindeki karanlığa da bir bak. O zaman her şeyin anlamı daha netleşir.