İçeriğe geç

Eritre güvenli mi ?

Eritre Güvenli Mi? Bir Yolculuğun Ardında Kalan Duygular

Bazen bir yer hakkında hiç bir şey bilmezken, birden o yerin her şeyine hakim olmaya başlamak istersiniz. Bir yerin güvenli olup olmadığını sorgulamak, bazen içinde bir türlü anlamlandıramadığınız duygularla başlar. Benim için bu sorgulama, Kayseri’nin sakin sokaklarında oturup, eski bir arkadaşımın mektubunu okuduğumda başladı. Bir zamanlar birlikte uzun yürüyüşler yaptığımız, hayatın ne kadar hızlı geçtiğini fark etmeden günleri geçirdiğimiz o arkadaşım, şimdi Eritre’de yaşıyordu. O mektup, yıllardır konuşmadığım bir konuya, bana geri dönmemi söyledi. Eritre güvenli mi? Bu soruyu kalbimle birlikte sormaya başladım. Hem korku vardı, hem de bir belirsizlik. Beni ne bekliyordu?

Bir Mektup, Bir Soru: Eritre Güvenli Mi?

Kayseri’de sabahın ilk ışıkları vururken, pencerenin kenarındaki eski sandalye üzerine oturmuş mektubu açtım. Hani bazen, yazan kişi yıllar sonra yazdığı mektubunda, bir zamanlar anlatmadığı her şeyi anlatır ya. İşte o mektup tam da böyleydi. Arkadaşım, Eritre’ye taşındığında hayatı tamamen değişmişti. İş bulmuş, yeni bir dil öğrenmiş, yeni bir kültüre adım atmıştı. Ama yazdığı her cümlede, Eritre’nin ondan neler aldığı, ondan neler götürdüğü de vardı. Her şey değişmişti, ama o eski dostum yine de bir tür huzur bulmuştu. Ama bir şey vardı, onu yazdığı her satırda okudum: “Eritre, her ne kadar tarihi ve kültürel olarak zengin olsa da, her zaman güvenli değil.” O satırları okurken, içimde bir şeyler kırıldı. Güvenli bir yerdi, ama değildi de. Ne demekti bu? Bunu kafamda döndürüp durdum.

Gözlerim, mektubun son satırlarına kaydı. “Eritre güvenli mi?” sorusu, kafamda binlerce kez yankılandı. O mektubu okurken kalbimde bir huzursuzluk vardı, çünkü Eritre hakkında bildiğim tek şey, arkadaşımın orada huzurlu yaşamasıydı. Ama o da sürekli uyarıyordu; her ne kadar bir yeri severek yerleşmiş olsa da, bazen halkın içine karışmak, gündelik hayatın içinde kaybolmak zordu. Eritre’nin başkenti Asmara, onun için bir başkaldırıyı sembolize ediyordu; özgürlüğü, ancak bir o kadar da tehlikeyi içinde barındırıyordu. Bu konuda kararsızdım.

Eritre’de Yaşanan Günler: Bir Arkadaşın Gözüyle

O eski dostumun gözünden Eritre, bana hiç alışık olmadığım bir şekilde görünüyordu. Bir akşam saatinde Asmara’da dolaşırken, sokakların hiç de güvenli görünmediğini fark etmiş. Güvenlik önlemleri olsa da, o ilk gelen seslerin, ilk korkuların, bir insanı ne kadar etkileyebileceğini tahmin etmek zor. Arkadaşımın bu duygusunu bir şekilde hissedebildim. Bir süre önce yalnız bir şekilde gittiği Eritre, belki de başlangıçta ona rüya gibi gelmişti. Ancak, birkaç gün içinde bulduğu güvenlik kısıtlamaları, gündelik yaşamda sıkça karşılaşılan tehditler, onu öyle bir noktaya getirdi ki; bir yerin güvenliği sadece askerî önlemlerle ölçülmemeliydi. İnsanların ruhu, o yerin güvenliğini belirlerdi. Arkadaşımın mektubunda, Asmara’daki sükûnetin içinde bile bir tehdit olduğunu yazması, beni derinden etkilemişti. Güvenlik, belki de o başkentte her şeyin ötesindeydi. Kimse dışarıda tek başına rahatça yürüyemezdi.

Arkadaşımın deneyimleri, bana hayatıma dair de bazı dersler vermeye başlamıştı. Kayseri’de büyüdüm, burada her şey tanıdık, bilindikti. Güvenlik, hiç sorgulamadığımız bir şeydi. Ama bir yerde, bir şehirde; insanların, sokakların, evlerin güvenliği, tam da o şehirdeki ruhu belirliyordu. Benim için sorunun yanıtı, sadece haritalarla değil, insanlarla, onların hisleriyle ölçülmeliydi. Aslında bir yerin güvenliği, o topraklarda yaşayan insanların içsel güvenliğiyle alakalıydı. Arkadaşımın yazdığı o cümleleri okudukça, onun hislerini tam anlamasa da, hissetmeye başladım. Eritre güvenli mi? Evet, ama bu güvenlik, bazen hayal ettiğimiz gibi değil.

Güvenlik ve Zorluklarla Mücadele

Bir hafta sonra, yine o mektubu okurken, kalbimde kararsızlıklar hâlâ devam ediyordu. Kayseri’nin toprakları bana huzur veriyordu, ama dünyanın başka bir köşesindeki bir arkadaşım, sabah kahvaltısının ardından bir köşe başındaki bakkaldan alışveriş yaparken, birden güvenliğinden endişe etmeye başlamıştı. Eritre’de yaşam, bazen korkularla dolu bir mücadeleye dönüşüyordu. Her şeyin yolunda gitmesi için, sadece sağlam bir pasaport yetmiyordu; bir yere ait olmak, orada güvende olmak için bazen çok daha fazlasına ihtiyaç vardı. Arkadaşımın mektubundaki her bir cümle, o tehlikeleri ve zorlukları yansıtıyordu. Ama buna rağmen, bir şekilde hayatta kalabilen ve umutlu kalabilen insanlar vardı. Onların gözlerindeki umut, her şeyi değiştiren şeydi.

Bir yandan, sanki ben de o arkadaşım gibi, her şeyin güvenli ve huzurlu olmasını istiyorum. Ancak bir yerin güvenliği, o yerin sokaklarında yaşadığınız anlık duygulara, o yerin insanlarının güvenliklerini nasıl algıladıklarına bağlıydı. Eritre güvenli mi? Bazen evet, bazen de hayır. Ama bir şey kesindi: O güvenliği bulabilen, bu topraklarda yaşayan insanlar, ne olursa olsun ayakta durmayı başarır.

Sonuç: Güvenlik, Duygularla Birleşen Bir Anlamdır

Eritre güvenli mi? Bu soruyu her sorduğumda, bir anda kalbimde farklı duygular beliriyor. Bazen güvenli, bazen güvensiz. Ama ne kadar sorgulasam da, güvenlik sadece bir harita, sadece bir askeri kuvvetin varlığıyla ölçülmemeliydi. Güvenlik, bir yerin ruhunu, orada yaşayan insanların duygularını, hayatta kalma mücadelesini hissetmekle alakalıydı. Eritre’nin güvenliği, belki de orada yaşayanların içsel gücüyle birleşmiş bir güvenliktir. Ve belki de güvenliği bulmanın sırrı, oradaki insanlarla bir arada yaşamanın, onların umutlarına inancın bir parçası olmaktan geçiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper yeni giriş