İçeriğe geç

Kesin olarak verilen karar istinaf edilebilir mi ?

Kesin Olarak Verilen Karar İstinaf Edilebilir Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden

İstanbul’da bir sabah, işe giderken, önümde yürüyen bir grup genç vardı. Gülüp eğleniyor, yüksek sesle konuşuyorlardı. Birden biri, yanındaki arkadaşına dönüp şunu söyledi: “Kesin olarak verilen bir karar, istinaf edilebilir mi ya?” Gençlerin arasında beliren bu soru, sadece hukuki bir tartışma değil, aynı zamanda toplumsal dinamikleri anlamak adına çok daha derin bir yerden sorgulanan bir meseleye dönüştü. Peki, gerçekten de kesin olarak verilen bir karar istinaf edilebilir mi? Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bu soruya nasıl yaklaşmalıyız?

Kesin Karar Ne Demek?

İlk önce, kesin olarak verilen bir kararın ne olduğunu anlamamız gerek. Hukuki anlamda, “kesin karar” genellikle temyiz edilemeyecek şekilde verilen ve taraflarca kabul edilmiş kararlar için kullanılır. Bu tür kararlar, genellikle bir sonuca varılması ve bunun artık değiştirilemeyecek olmasıyla ilişkilidir. Ancak bu, her zaman adaletin sağlandığı anlamına gelmez.

Günlük yaşamda, “kesin karar” demek, aslında toplumun büyük bir kısmının, belli bir olaya dair doğruluğu kesin olduğuna inandığı bir sonuca varması anlamına gelir. Ama bazen, o ‘kesin’ gibi görünen kararlar, bir grup için hiç de adil olmayabilir.

Sosyal Adalet Perspektifinden Kesin Karar

Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramları gündelik hayatla ilişkilendirdiğimizde, bu “kesin karar”ın bazen sadece bir illüzyon olduğunu görebiliriz. Mesela, toplu taşıma araçlarındaki bir tartışmayı düşünün. Bir kadının, yoğun saatlerde yer vermeyen bir adamla yaşadığı tartışma, bir “kesin karar” gibi görünebilir: “Burası boş, sen oturamazsın.” Oysa, bu tür durumlar, sosyal eşitsizlikleri ve toplumsal cinsiyet rollerini gözler önüne serer.

Birçok kadının, toplu taşımalarda oturmak için bir erkeğin “özel izni”ni beklemesi gerektiği hissine kapılması, aslında toplumsal bir karar gibi algılanabilir. Çünkü kadının yer talep etme hakkı, bazen yok sayılır ya da göz ardı edilir. Bu, bir anlamda, “kesin karar”ların ne kadar da toplumsal cinsiyetle şekillendiğini ve bazen ne kadar haksız olduğunun göstergesidir.

Günlük Hayatta Örnek:

Bir arkadaşım, işyerindeki bir toplantıda kadın olarak sürekli “çok duygusal” olduğu gerekçesiyle sözünün kesildiğinden bahsediyordu. Onun söylediğine göre, toplantıdaki erkek meslektaşları için bu tür “kesin kararlar” alınmıştı: “Kadınlar daha duygusal, dolayısıyla objektif kararlar veremezler.” Oysa o toplantıda söylenenlerin çoğu, duygusal değil, tamamen mantıklıydı. Ama kesilen ses, aslında toplumsal bir “kesin karar”ın sonucu olarak, sesini çıkarmaya çalışan bir kadının susturulmasıydı.

Çeşitliliğin ve Farklı Grupların Etkisi

Bir diğer önemli mesele de “kesin karar”ların farklı toplumsal gruplar üzerinde ne kadar farklı etkiler yaratabileceğidir. Çeşitlilik dediğimizde, yalnızca etnik köken, cinsiyet ya da yaş gibi faktörler değil, aynı zamanda toplumsal sınıf, engellilik durumu ya da cinsel yönelim gibi pek çok farklı kimlik de devreye giriyor.

Bir grup insan, aslında toplumda ne kadar yer aldıkları ve seslerini duyurabilme şansı açısından farklı zorluklarla karşılaşıyor. Mesela, engelli bireylerin yaşadığı zorluklar, çoğu zaman “kesin karar”larla sınırlandırılıyor. Bir kafede, engelli bir birey yere oturmak zorunda kaldığında, “Burası engelliler için değil” gibi kararlarla karşılaşabiliyor. Bu, yasal bir “kesin karar” olmasa da, toplumun dayattığı bir kabulleniş ve sosyal normlardan kaynaklanan bir durumdur.

İstinaf Edilebilir Mi?

Burada esas soru, “kesin olarak verilen bir karar istinaf edilebilir mi?” sorusudur. Sosyal adalet ve toplumsal eşitlik perspektifinden bakıldığında, evet, kesin gibi görünen her karar istinaf edilebilir. Çünkü adaletin tanımı, her bireyin eşit haklar ve fırsatlar sunulmasını içerir. Bu bakış açısıyla, herkesin eşit muamele görmesi gerektiği bir dünyada, “kesin” kabul edilen her kararın, adaletin sağlanmadığı durumda değiştirilmesi gerektiği ortadadır.

Çeşitliliği kutlamak ve sosyal adaleti sağlamak, bazen bu “kesin karar”ların sorgulanmasını gerektirir. Toplumda en az ses çıkarabilen, en az hakları olan bireyler için bu, hayatlarını daha adil bir şekilde sürdürebilmeleri adına çok önemlidir. O yüzden, “kesin” gibi görünen kararlar, bazen gerçeklikten çok uzaktır.

Sonuç: Herkesin Sesi Duyulmalı

Sonuç olarak, kesin bir karar her zaman mutlak doğru değildir. Toplumda bazı gruplar, belirli kararlara daha kolay ulaşabilirken, diğerleri bazen sistemin dayattığı “kesin” kararlarla engellenmektedir. İstinaf edilebilirlik, yalnızca hukuki bir süreç değil, toplumsal eşitsizliklere karşı bir mücadeledir. Kendi gözlemlerim ve yaşadığım deneyimler ışığında, adaletin sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu ve kesin kararların sürekli olarak sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Toplumda sesini duyuramayan her birey için, belki de her kesin karar bir istinaf hakkıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper yeni giriş