[](https://www.izlesene.com/video/gitme-serdar-ortac-ritim-karaoke-orijinal-trafik-turkce-pop/10837351?utm_source=chatgpt.com) Serdar Ortaç’ın “Ne Olur Gitme” Şarkısı: Bir Ayrılığın Melodisi Bir tarihçi olarak, geçmişin izlerini sürerken, müzik parçalarının toplumsal ve kültürel bir dönemin yansıması olduğunu görmek oldukça anlamlıdır. Serdar Ortaç’ın “Ne Olur Gitme” adlı şarkısı, sadece bir aşk şarkısı olmanın ötesinde, 1990’ların sonlarından 2000’lerin başlarına kadar uzanan bir dönemin duygusal atmosferini yansıtan önemli bir eserdir. Bu şarkı, yalnızca melodik ve lirik yapısıyla değil, aynı zamanda ortaya çıktığı dönemin sosyal bağlamıyla da incelenmeye değerdir. “Ne Olur Gitme”, toplumsal ve kültürel kırılmaların ortasında, bir jenerasyonun içsel sorgulamalarını yansıtan bir eser olarak…
10 YorumEtiket: bir
Latince ve Yunanca Aynı Dil mi? Bir Psikoloğun Merceğinden Dillerin Ruhuna Yolculuk Bir psikolog olarak dillerin insan zihninde nasıl yankı bulduğunu anlamak her zaman ilgimi çekmiştir. Bir dilin sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda bir düşünme biçimi, bir duygulanım şekli ve toplumsal kimliğin taşıyıcısı olduğunu fark ettikçe, dilin insan psikolojisiyle ne kadar iç içe olduğunu daha iyi görüyorum. Bu bağlamda, “Latince ve Yunanca aynı dil mi?” sorusu yalnızca bir dilbilimsel merak değil, aynı zamanda bir zihinsel haritalama sorusudur. Çünkü bu iki dilin kökenleri, tınıları ve sembolleri farklı olsa da, insanoğlunun dünyayı anlamlandırma çabasının iki güçlü yansımasıdır. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Dil,…
14 YorumGüçlükten Gelmek Ne Demek? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüne Pedagojik Bir Bakış Bir Eğitimcinin Kalbinden: Zorlukların Öğretici Yönü Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; bireyin kendini, çevresini ve yaşamını yeniden anlamlandırma sürecidir. Her eğitimci bilir ki, öğrenmenin en derin izleri genellikle kolaylıkla değil, güçlükten gelme süreçleriyle kazınır. Zorluklar, öğrenmenin sınırlarını zorlayan, bireyin iç potansiyelini ortaya çıkaran dönüm noktalarıdır. Bu yüzden “güçlükten gelmek”, sadece engelleri aşmak değil, o engeller aracılığıyla dönüşmek anlamına gelir. Bu yazıda, “güçlükten gelmek” kavramını pedagojik bir çerçevede ele alacağız. Öğrenme teorilerinden psikolojik dayanıklılığa, bireysel gelişimden toplumsal dönüşüme uzanan bir yolculukla, zorlukların eğitimdeki dönüştürücü etkisini inceleyeceğiz. Güçlükten Gelmek: Kavramsal Bir Tanım…
12 YorumElektroliz ile Kaplamacılık Nedir?– Tutkulu Bir Meraklının Rehberi Şöyle bir masaya toplanmışız, kahveler elimizde. İçimden “Arkadaşlar, bugün harika bir konuya dalacağız,” demek geliyor: elektroliz ile kaplamacılık. Hani bir metal yüzeyi ipek gibi pürüzsüz, ayna gibi parlak gördüğünüzde içinizden “Bunu bu kadar dayanıklı ve güzel yapan ne?” diye sorarsınız ya… İşte o sihirli perdeyi birlikte aralayalım. Özet ipucu: Harika bir kaplamanın %60’ı hazırlık, %40’ı proses yönetimidir. Yüzeyi iyi hazırlamadan hiçbir kaplama “sonsuz” olamaz. Elektroliz ile Kaplamacılığın Temeli: Elektrikle Akıp Gelen İnce Bir Zırh Elektroliz ile kaplamacılık, kısaca bir metalin yüzeyine başka bir metalin atomlarını elektrik akımı yardımıyla “indirgeme” ve yapıştırma sanatıdır.…
6 YorumGörsel ve İşitsel Kayıt Nedir? Toplumsal Gerçekliğin Sesine ve Görüntüsüne Sosyolojik Bir Yolculuk Toplumun Sesine Kulak Veren Bir Araştırmacının Girişi Bir sosyolog olarak insanı anlamaya çalışırken yalnızca sözcüklere değil, görüntülere ve seslere de dikkat kesilirim. Çünkü toplumun kendisi yalnızca yazılı ya da sözlü ifadelerde değil; görsel ve işitsel kayıtlarda da görünür olur. Bir fotoğraf, bir ses kaydı ya da bir video; bireylerin davranış biçimlerini, toplumsal normları ve kültürel değerleri sessizce yansıtır. Bu kayıtlar, aslında toplumsal yaşamın görünür ve duyulur arşividir. Görsel ve İşitsel Kayıtların Sosyolojik Tanımı Görsel kayıt, görüntüler aracılığıyla bilgi, duygu ve anlam aktarımıdır; fotoğraflar, videolar, filmler ya da…
12 YorumCönk Nedir? Gelecekteki Etkileri ve Toplumsal Yansımaları Merhaba sevgili okurlar, Bugün sizlerle, belki de hiç duymadığınız bir kelimenin peşinden gitmek ve bu kelimenin gelecekte nasıl bir etki yaratabileceği üzerine beyin fırtınası yapmak istiyorum: “Cönk”. Peki, bu kelimeye dair ne tür bir bağlantı kurabiliriz? Ne anlam ifade eder? Bu soruların yanıtlarını ararken, cönkün sadece dilimizdeki bir kavram olmanın ötesine geçip, toplumsal yapıyı nasıl etkileyebileceğini, hatta belki de gelecekte insan ilişkileri üzerindeki etkilerini keşfetmek istiyorum. Cönk Nedir? Cönk, Osmanlı dönemine ait bir terim olarak karşımıza çıkar. Genel olarak, cönk, kişisel yazıların, şiirlerin, edebi eserlerin toplandığı defterler olarak tanımlanabilir. Bir bakıma, cönkler bireylerin…
8 YorumKaburga Çıkıntısı Neden Olur? Ekonomik Bir Perspektiften Beden ve Denge Üzerine Bir Analiz Ekonomi yalnızca paranın, üretimin veya tüketimin bilimi değildir; o aynı zamanda kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları üzerine kurulmuş bir düşünme biçimidir. Bir ekonomist için her karar, bir “maliyet” taşır — ister bütçede, ister bedende. “Kaburga çıkıntısı neden olur?” sorusu ilk bakışta tıbbi bir konu gibi görünse de, aslında insan bedeninin kaynak yönetimi, denge arayışı ve yapısal uyum süreçleri açısından incelendiğinde son derece ekonomik bir metafor haline gelir. Bu yazıda, bedenin dengesini kaybetmesinin ardındaki ekonomik benzerlikleri keşfedeceğiz. Kaynakların Sınırlılığı ve Bedenin Maliyeti Her ekonomi gibi, insan bedeni de…
6 YorumBir Sosyoloğun Gözünden: Göbeğin Değil, Toplumun Ağırlığını Taşımak Bir araştırmacı olarak uzun yıllardır insanların sadece bedenleriyle değil, bedenleri üzerinden kurdukları anlamlarla da ilgileniyorum. Spor salonlarında ter döken, parklarda koşan ya da evde yoga yapan bireyleri izlerken, aslında yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda toplumsal bir mesajın şekillendiğini görüyorum. “Göbek eritmek” sözü, kulağa biyolojik bir hedef gibi gelse de, derininde kültürel kodlar, toplumsal normlar ve cinsiyet rollerinin izlerini taşır. Çünkü göbek, yalnızca bedenin değil, toplumun yükünü de temsil eder. Göbek ve Toplumsal Anlamı: Beden Üzerinden Kimlik İnşası Toplumlar tarih boyunca bedeni bir kimlik alanı olarak görmüştür. Göbek bölgesi, hem biyolojik…
14 YorumGöle Neden Soğuk? Edebiyatın Derin Sularında Bir Düşünme Denemesi Bir kelime bazen bir mevsim kadar serinletir. “Soğuk” dediğimizde yalnızca sıcaklığın düşüşünü değil, duyguların geriye çekilişini de anımsarız. Edebiyat, tıpkı bir göl gibi, yüzeyi sakin ama altı hareketli bir varlık gibidir. Bu yazı, bir doğa olayını değil, bir ruhsal metaforu inceler: “Göle neden soğuk?” 1. Sözcüklerin Soğuğu: Sessizliğin Eşiğinde Bir edebiyatçı için her kelime bir aynadır; yazdıkça kendine bakar. Göle kelimesi, içe dönük bir derinliği taşır. Soğuk ise bu derinliğin içinde saklanan dinginliği… “Göle neden soğuk?” diye sorduğumuzda, aslında şu soruyu da sorarız: İnsanın içinde neden bu kadar sessizlik var? Ahmet…
14 YorumRefik Cemal ve Handan: Bir Tanışmanın Toplumsal Cinsiyet ve Empati Üzerinden Okuması Bazen bir roman yalnızca bir hikâye anlatmaz; toplumun aynası olur. Halide Edip Adıvar’ın Handan romanı da tam olarak bunu yapar. Bu yazıda, Refik Cemal ile Handan’ın tanışma sürecine yalnızca edebi bir olay olarak değil, toplumsal cinsiyet rolleri, empati biçimleri ve sosyal adalet dinamikleri açısından bakacağız. Çünkü bir tanışma sahnesi, bazen bir dönemin zihniyetini, kadın ve erkeğe biçilen rolleri en derin haliyle yansıtabilir. Bir Tanışmadan Fazlası: Refik Cemal ile Handan’ın İlk Karşılaşması Refik Cemal, romanın erkek anlatıcısı olarak, ilk başta Handan’ı bir “kadın karakter” olarak değil, bir fikir, bir…
12 Yorum